Deniz Baykal’dan tarihe geçecek çıkış
Posted by admin on Ara 2, 2008
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toplantısında konuştu. Çarşaf açılımından sonra Baykal, daha radikal ve tarihi bir çıkış yaptı.
CHP Lideri Deniz Baykal bugün tarihe geçecek sözler sarfetti ve kendi partisinin yani CHP’nin tek parti döneminde yaptıklarını eleştirdi. Üstelik de en hassas konulardan biriyle: Çarıklı ve başörtülülerin büyükşehirlerin ana caddelerine sokulmaması konusuyla….
Baykal aynen şöyle dedi: “Cumhuriyet döneminde, Atatürk bulvarında (Ankara’nın en modern bulvarı) kılık kıyafeti uygun olmayan insanları geçemiyordu. Tek parti düşüncesi buydu. İnsanları kılık kıyafetine göre yeniden tasnif mi edeceğiz. Türkiye bu ya. Kimse her şeye, her meydana da gider, her bulvarda da yürür, her istediği partiye girer, eğer yasalara saygılı bir insansa. Aşık Veysel ölmeden Atatürk’le buluşmak istedi görmek istedi. Birileri öncülük yaptı Ankara’ya getirdiler. Ama gidemedi. Çünkü bulvara çıkmasına izin vermediler.”
IMF İLE ANLAŞMA OLMADI
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, IMF ile anlaşma olmadığı için HÜkümetin, ekonomik krize karşı paket açıklayamadığını iddia etti.
Baykal, partisinin TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomideki gelişmeleri değerlendirdi.
Türkiye ekonomisinin çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğunu, kriz her geçen gün derinleştiğini ve yaygınlaştığını öne süren Baykal, ”Toplumun her kesimi kriz gerçeğiyle yüzleşmeye başladı” dedi.
Baykal, Türkiye’nin 2008 yılı Kasım ayı ihracatının, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 22.3 azaldığını, 2001 yılı krizindeki işsizlik tablosundan daha vahim bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ileri sürdü.
Hükümetin krizi kabul etmek istemediğini, önce ”Kriz yok. Bizi teğet geçecek…”, sonra da ”Kriz inişe geçti…” denildiğini anlatan Baykal, ancak bunlar söylendikten sonra Türkiye’de üzüntü verici olayların ortaya çıkmaya başladığını, en önemli kuruluşların birbiri ardına kapandığını, kredi kartı borçlularıyla ilgili takibatın ‘’sosyal facia” haline geldiğini iddia etti. Baykal, ”Başbakan, krizi saklamaya çalıştı, örtbas etmeye çalıştı” dedi.
-”BAŞBAKAN, KENDİNİ SAVUNMAYA ÇALIŞIYOR”-
Başbakan Erdoğan’ın iş adamları ve bankaları suçladığını öne süren Baykal, ”Başbakan, onu bunu suçluyor ama sakın yanılmayın. Başbakan siyaset yapıyor. Aslında Başbakan, kendisini savunuyor. Başbakan, onu bunu suçlayarak kendisini savunmaya çalışıyor. Sorumluluğu kendi üzerinden başkalarına yansıtmaya, atmaya çalışıyor” diye konuştu.
Büyüme hızının, 2006 yılından beri düştüğünü anlatan Baykal, şunları kaydetti:
”Türkiye’de ekonomik daralmanın altında yatan pek çok neden var. Ama o nedenlerden bir tanesine dikkatinizi çekmek istiyorum; bu Hükümet, Türkiye’yi devraldığı zaman, Türkiye ekonomisi cari açık vermeyen bir ekonomiydi. Türkiye, bu iktidarla birlikte cari açık vermeye başlamıştır. Sıfır cari açık devralmıştır. 2002′den itibaren cari açık başlamıştır ve bugün, 50 milyar dolar civarında cari açık noktasına gelmiştir. Cari açık problemi, bu Hükümetin eseri olarak ortaya çıkmıştır. Cari açık probleminin altında, bu Hükümetin izlediği maliye, para ve kur politikası vardır. Bu Hükümetin izlediği, ‘borçlan ve harca’ politikası, Türkiye’yi cari açık problemiyle karşı karşıya getirmiştir.
Cari açık tartışmaları olduğu zaman, ‘cari açığı ödüyoruz’ diyorlardı. Ne oldu? Şimdi Türkiye, cari açığı olmadan fabrikasını çalıştıramaz halde, bacasını tüttüremez halde, mutfağındaki tencereyi kaynatamaz halde. İşsiz insanına, iş veremez halde. Kriz, geldi yakaladı Türkiye’yi. Neyle yakaladı? Dışarıya angaje olmuş bir ekonomi politikası getirdin, cari açığa mahkum bir ekonomi politikası getirdin. Cari açık alışkanlığı içine soktun. Uyuşturucu bağımlılığı gibi, yüksek faizle elde edilmiş, düşük kurla idare ettirilen bir kur politikasına Türkiye’yi alıştırdın… Şimdi o sürdürülemez olunca sıkıntı başladı. ‘Benim alakam yok, dünyanın sorunu.’ Dünyanın sorunu değil, senin sorunun. Bu politikayı sen getirdin.”
-PAKET TARTIŞMALARI-
Ekonomik krize karşı bir türlü paket açıklanamadığını ifade eden Baykal, ”Bir paket söylemidir gidiyor. Hindistan’a giderken açıklanacak denildi. ‘Gelince açıklayacağım’ dedi Başbakan. Gitti paket yok, geldi paket yok. Başbakan, ‘paket beklemeyin, illa paket mi olacak, biz zaten yapıyoruz’ demeye başladı. Paket konusundaki toplumsal talebin karşısında somut, inandırıcı, gerçekçi bir açıklama koyamıyor. Durumu idare etmeye çalışıyor” diye konuştu.
Baykal, ekonomik paket konusunda tereddüt, savsaklama, belirsizlik ve uzama konusunun, IMF karşısında takınılan tavırla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, Başbakan Erdoğan’ın ”Bizim IMF’ye ihtiyacımız yok. Bizim paraya ihtiyacımız yok. Güvene ihtiyacımız var. Onun için IMF ile anlaşırız” dediğini ifade etti.
”Başka bir sürü ülke anlaştı, sen niye IMF ile anlaşamıyorsun?” diye sorulduğu zaman, ”Kalkınma hızımızı yüksek tutacağız. IMF düşük tutmamızı istiyor” karşılığının verildiğini öne süren Baykal, sözlerine şöyle devam etti:
”IMF, kalkınma hızımızı düşük tutmamızı istiyorsa, IMF olmadan senin Türkiye’yi getirdiğin noktada daha yüksek bir kalkınma hızını gerçekleştirmek senin elindeyse, o kalkınma hızını gerçekleştirmezsen namertsin! Daha IMF gelmemiş, ihracat yüzde 22.3 düştü. Bu neyi gösteriyor? Kalkınma hızımızın çok yüksek olacağını mı gösteriyor?.. Senin elinde Türkiye tıkanma noktasına geldi. Küçülen Türkiye’ye senin elinde geldi. IMF’ye şimdi sen gidiyorsun.
Paket niye çıkmıyor? IMF ile anlaşma olmadığı için paket çıkmıyor. IMF ile anlaşmada ne bekliyor? Para bekliyor para, döviz bekliyor. O konu belli olmadığı için, IMF’den gelecek paranın adı konulamadığı için de IMF ile anlaşma yapılamıyor. IMF ile tartışmanın konusu, Türkiye’ye ne kadar yardım yapılacağıdır.”
Baykal, ekonomik paket çıkmadığı için krizin yaygınlaştığını, Türkiye’nin ise ‘’seyrettiğini” iddia ederek, şöyle konuştu:
”Madem kriz global… Dünyanın kaç ülkesi IMF’nin kapısında? Pek çok ülke paket açıklarken IMF anlaşmasını mı bekledi? Kendine güvenen ciddi ülkeler, IMF ile anlaşma olsun olmasın, ne yapılması gerektiğine karar verdiler ve onu uyguladılar. Sen niye yapmıyorsun? IMF’ye mahkum, muhtaç bir noktaya Türkiye’nin getirilmiş olduğunun en somut delili budur… ‘Teğet geçti, teğet geçti’ diyor Başbakan. Canım, bir Başbakan böyle bir şey söyleyince, ben dedim, acaba Sayın Başbakan’ın okulda geometri dersi mi düşüktü? O konuyu iyi öğrendi mi? O noktada bir eksiklik var galiba… Yoksa yaşanan gerçek ortada. Teğet konusunu hocaları tam ona anlatamamışlar galiba. Bu konuda, ek çalışmaya Başbakan’ın ihtiyacı var.” HABERİN DEVAMI İÇİN
CHP’nin iptal ettirdiği burslar, kendi belediye başkanlarını da üzdü
Posted by admin on Kas 30, 2008
CHP’nin belediyelerin verdiği bursları iptal ettirmesi binlerce üniversite öğrencisini mağdur etti. Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararını yayımlamasıyla birlikte burslar kesilecek. Haberin Devamını okumak için Tıklayınız… »
Baykal: Yardım paketlerini alın ama oyunuzu satmayın
Posted by admin on Kas 30, 2008
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, vatandaşlardan bir paket fasulye ve bulgur karşılığında oylarını satmamalarını istedi. Baykal, bazı açılış ve temel atma törenlerine katılmak üzere Bodrum’a geldi.Gümüşlük beldesinde vatandaşlara hitap eden Baykal, “Elbette devlet bir yardım yapıyorsa, o yardımı vatandaş alır. Çünkü o kimsenin cebinden çıkmıyor. Devletin bütçesinden, milletin hazinesinden, vatandaşın desteklediği milli bütçeden çıkıyor. Haberin Devamını okumak için Tıklayınız… »
CHP’li başkan: Yüzde 0′lık SHP’den talimat almayız
Posted by admin on Kas 28, 2008
Seçim ittifakı yapan SHP ile CHP’nin İzmir teşkilatındaki kavga büyüyor. CHP Dikili İlçe Başkanı İsa Mintaş, yönetim hakkında ağır suçlamalarda bulunan SHP’lilere, “CHP, Türkiye genelinde yüzde 0 nokta bilmem kaç oy oranı olan SHP’den fikir, görüş ya da direktif almaz.” karşılığını verdi.
Haberin Devamını okumak için Tıklayınız… »
CHP’de her seçim öncesi yeni bir paket açılıyor
Posted by admin on Kas 26, 2008
CHP, her seçim öncesinde yeni bir projeyle gündeme geliyor. Deniz Baykal, 2002 seçimlerinden önce Ertuğrul Gazi’nin Osman Bey’e nasihatini odasına asarak ‘Anadolu solu’ açılımı yaptı.
Türk halkının değerlerine saygılı bir politika izleyecekleri vaadinde bulunan Baykal, ilahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk’ü parti saflarına kattı. CHP, bu seçimde yüzde 19 oranında oy aldı. Baykal, 2007 seçimleri öncesinde de TBMM Grup toplantısında sağdan oy beklediğini açıkladı. İlhan Kesici, Lütfullah Kayalar ve Yaşar Okuyan’ı transfer etti. Ancak DSP’yle yapılan ittifaka rağmen oyu yüzde 21′de kaldı.
CHP’nin Kürt sorunu konusunda da önemli açılımları oldu. Baykal, 1989 yılında SHP genel sekreteri olarak hazırladığı Kürt sorunu raporunu 1999 yılında güncelledi. Aynı yıl yapılan genel seçimlerde partisi baraj altında kaldı. 2002 seçimlerinde Doğu ve Güneydoğu’da oy oranını düşüren CHP, 2007 seçimleri öncesinde yeni bir pakete imza attı. Baykal, “Kuzey Irak’a yönelik Kürtçe yayın yapılsın. Buradaki gençler Türkiye üniversitelerinde okutulsun. Irak’a düzenli su verilsin ve yeni sınır kapısı açılsın.” önerilerinde bulundu.
Eski CHP Genel Sekreteri Tarhan Erdem, partideki açılım tartışmalarına mesafeli. Baykal’ın bir sözü veya bir hareketiyle ne açılım ne de kapanış olacağı görüşünde. Erdem, “Medya bunları ciddiye aldığı için AK Parti’nin karşısında ciddi, çağdaş, demokratik bir parti kurulamıyor. Bekleniyor ki CHP muhalefet yapsın. Ne olacak bundan? Bir parti böyle yönetilirse, bu partiden hiçbir şey çıkmaz. Oylar da tabii ki her zaman düşer. 15 genel seçim yapmış bir memlekette, toplum hayatını ve siyaseti bu kadar ciddiye almayan bir yaklaşımın beğenilmesi mümkün değil.” diyor. Erdem, CHP’nin çarşaflı kadınlara rozet takarak Anayasa Mahkemesi’ne verdiği iptal dilekçesiyle de çeliştiğini savunuyor. Halkın bu manevralara kanmayacağını ileri sürerken, “Halkın gerçekleri bilmemesi mümkün değil. Bizim halkımız doğru karar verir. CHP’nin bu girişiminin hiçbir şey olmadığını herkes biliyor.” ifadelerini kullanıyor.
Beyni çarşaf gibi kara olmayanlar da var
CHP’deki çarşaf tartışmasının merkezinde yer alan İstanbul il kadın kurulları, dün yazılı bir açıklamayla açılımı savundu. 1,5 yıldır mahalle toplantıları ve ev ziyaretleri yaptıklarını belirten CHP’li kadınlar, “Gerek yaşadıkları yer ve gelenekler nedeniyle gerekse koca ya da baba baskısıyla örtünmüş, çarşafa bürünmüş ama beyni çarşaf gibi kara olmayan nice kadınlarla tanıştık.” dedi. İnanç ve ibadet özgürlüğünün önemine işaret edilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Örtülü kadınlarımızın da demokrasiyi ve insan haklarını arzuladıklarını, Atatürk’ü sevdiklerini biliyoruz. CHP inanca, özel yaşama karışan bir parti değildir. Devletin demokratik ve laik yapısı zedelenmedikçe özel yaşamın değerlerine saygılıdır. Demokratik bir Türkiye için çabalayan CHP, farklı yaşam, inanç ve ibadet biçimlerine aynı ölçüde özgürlük tanınmasından yanadır.”
Kaynak: Zaman.com.tr
