Meclis’te Fethullah Gülen gerginliği
Posted by admin on Ara 9, 2007
CHP İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in ”Işıkevleri, gizli bir örgüt olarak faaliyet gösteriyor. Fethullah Gülen’i öve öve bitiremeyen bir Bakanın önlem almasını beklemiyoruz” sözleri TBMM Genel Kurulunda gerginliğe neden oldu.
AK Parti ve CHP’li milletvekilleri arasındaki tartışmalar nedeniyle görüşmelere bir süre ara verildi.
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde CHP Grubu adına söz alan Serter, 32 yeni üniversite açılmasına rağmen bütçelerinin artırılmadığını öne sürerek, ”Üniversitelere para verilmez, kadro verilmez, yerden yere vurulur; akademisyenleri konuşturulmaz. Onun için milletvekili oldum” dedi.
Yeni üniversiteler açılmasına ve öğrenci sayısının artırılmasına rağmen yurtların sayısının artmadığını savunan CHP’li Serter, şunları söyledi: ”Her kayıt dönemi üniversitelere gidin de tarikatların nasıl öğrenci avı başlattığını izleyin. Veliler bizi arayıp, ‘çocuğumu hangi yurda gönderirsem tarikat esaretinden kurtarırım’ diyor. Üniversiteleri bir yandan tarikatlar, bir yandan da ışıkevleri kuşatmıştır. Fethullah Gülen ‘ışıkevlerinin Allah’ın verdiği izinle giderek yayılacağı, dünyanın her tarafının mescitle donatılacağını’ söylüyor. Işıkevleri gizli bir örgüt olarak faaliyet gösteriyor. Bugüne kadar ışıkevleri hakkında ne yaptınız sayın Bakan? Milli Eğitim Bakanının Fethullah Gülen’e hayranlığını, yazılarından okuduk; ‘Devrimci, elinde bıçak, belinde silah olan biri değil, elinde kalem kalbinde iman. Muhterem Hocaefendi okullar açarak eğitime katkıda bulunuyor’ diyor. Fethullah Gülen’i öve öve bitiremeyen bir bakanın önlem almasını beklemiyoruz. Bazı endişeler taşımamız doğaldır.” DEVAMI
CHP’liler arasında gerginlik çıktı
Posted by admin on Ara 9, 2007
CHP’de 16 Aralık günü yapılacak olan kongre öncesi muhalifler ve mevcut yönetim arasındaki gerilim tırmanıyor.
CHP İskenderun ilçe binasında düzenlenen toplantıda, muhalif ve mevcut yönetimin yaptıkları açıklamadan sonra gergin anlar yaşandı. İtişmelerin yaşandığı toplantıda hoş olmayan görüntüler ortaya çıktı.
Toplantıda ilk olarak aralarında avukat Muvlüt Dudu’nun da bulunduğu bir grup muhalif açıklama yaptı. Açıklamayı yapan Pınarbaşı mahallesi muhtarı Fuat Gazgin, hayatlarının önemli bir bölümünü CHP’ye adadıklarını belirterek, “İskenderun ilçe örgütümüzde yaşanan anti demokratik yasa ve uygulamalarla partiyi çiftlik gibi yöneten mevcut ilçe yönetimindeki bir gurubun delege seçimi sürecinde yaptıkları ayak oyunlarına dur demek istiyoruz. Küçük olsun benim olsun anlayışıyla partiyi önce seçmeninden ve sonrada halktan koparan bu grubun uygulamalarını derin bir üzüntü ve şaşkınlıkla izlemekteyiz. CHP’nin gerçek sahipleri olan üye ve seçmenlerimizin bu gidişe dur demesini, partili olmanın bir gereği olarak görüyor ve partimizi korumak amacıyla yapılanları partimizle ve kamuoyumuzla paylaşmak istiyoruz” dedi.
Gezgin, ayrıca, 3-18 Kasım tarihleri arası tüm mahalle, belde ve köylerde büyük bir uzlaşı içinde tamamlanan delegelerin, genelge gereği 19-21 Kasım tarihleri arasında askıya çıkması gerektiğini, ancak taşıdığı kötü niyetini ortaya koyan bu anlayışın listeleri seçim kuruluna verdikten sonra asıldığını, skandal niteliğinde uygulama olarak gördüklerini kaydetti.
Pınarbaşı mahalle muhtarı Fuat Gezgin’in yaptığı açıklamalara cevap veren CHP İskenderun İlçe Başkanı Nipat Karpuz, iddialara cevap vererek, “Siyasi partiler, noter değildir. DEVAMI
Biz parti kuruyoruz
Posted by admin on Ara 7, 2007
Recai KUTAN ın internetin yeni haber sitesi habervaktim.com a çarpıcı açıklamalar yaptı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti kurulmadan önce kendisini ziyaret ettiklerini belirterek, “Bunu ilk defa size açıklıyorum. Bu arkadaşlar bana gelip ‘Abi biz bir parti kuruyoruz. Başkasından duyacağınıza bizden duyun’ dediler” dedi.
“TAYYİP BEY İYİ NİYETLİ ANCAK ELEŞTİRİYİ HAZMEDEMİYOR”
Siz yıllarca Tayyip Bey’le beraber çalıştınız ve kendisini çok yakından tanıyorsunuz. Tayyip Bey’in sırtında hala Milli Görüş damgası var dediniz. Peki eğer Tayyip Bey hala Milli Görüş’ün izlerini taşıyorsa, nerede yanlış yapıyor?
Bu arkadaşlar seçimden aldıkları neticeden sonra, özellikle sağdan soldan yapılan böyle iltifatlar sebebiyle, yaptıkları bütün çalışmaların fevkalade isabetli olduğu kanaatine kapıldılar. Yönetimde en tehlikeli şey şu ki, eğer yanınızdakiler hep çok doğrudur diyor ise, bir müddet sonra insanoğlu etkisi altında kalır bunların. Tayyip Bey’in belki de en büyük şansızlığı şu: AKP denilen kuruluş tamamen Tayyip Erdoğan ismi üzerine bina edilmiş bir kuruluştur. Ve etrafında olan bütün insanlar itiraf etmese de iç alemlerinde mutlaka şöyle düşünüyorlardır: Ya biz buraya milletvekili olduk Tayyip Erdoğan sayesinde. Bu tabii, bir insan için çok yanıltıcı bir durum meydana getirir. Ben bakıyorum, Tayyip Erdoğan Bey bazen büyük reaksiyonlar gösteriyorlar. İşte efendim, muhalefet böyle söyledi. Tabiî ki muhalefet söyleyecek ve muhalefetin o söylediği de doğru. Yani bakıyorum ki hazmedemiyor bunu. Yani temenni ediyorum ki, gerçekleri görmeye başlar. Şimdi gayet tabii arkadaşlarımızın şu kadar sene Milli Görüş içinde kalmış arkadaşların kötü niyetli olduklarını düşünemem. Ancak yanılgı içerisinde oldukları da muhakkak. Bir kere danışma, istişare etme alışkanlıkları yok.
“KEMAL DERVİŞ BİLE BİZİMLE İSTİŞARE EDİYORDU”
Şimdi beş sene geçmiş. Türkiye’de çok önemli olaylar cereyan etmiş. Mesela bir Kıbrıs meselesi ortaya çıkmış. Yani insan demez mi? Yahu şu Kıbrıs meselesini Türkiye’de en iyi bilen Erbakan’dır. Resmen olmasa bile tamamen gizli gidip Erbakan Hoca’dan bir sorsak, bu Kıbrıs için ne tavsiye ediyorsunuz diye. Bugüne kadar bir Allah’ın kulu bizimle bir görüşme yapmadı. AKP’li bazı arkadaşlara şu sitemde bulundum. “Ya Kemal Derviş diye bir adam geldi ve biz en acımasız bir şekilde bu arkadaşın ekonomi politikasını tenkit ettik. Bir müddet sonra bana telefon etti ve dedi ki, sayın Kutan izin verir misiniz ben gelip size ekonomi politikamı takdim edeyim. Ben de hay hay gelin dedim ve bize anlattı bu politikalarını bir buçuk saat. Ben de O’na bir buçuk saat bu politikaların neden yanlış olduğunu anlattım. Ya Kemal Derviş bile geldi bizim fikrimizi aldı. Ya sizden bir Allah’ın bir kulu gelip de sormaz mı? İlle Tayyip Erdoğan’ın gelmesi şart değil ki, bir arkadaş gelir sorar ne yapalım diye.” Bu neyi gösteriyor? Aşırı derecede bir güven içerisinde. Bakın biz tek başımıza iktidar olmuşuz ve bizim kabiliyetimiz var. Yani istişare ve dışarının samimi muhalefetine kapalı oluşları var. DEVAMI
Türban anketlerinin ardında ne var?
Posted by admin on Ara 5, 2007
Geçen cuma günü Milliyet‘in ilk sayfasına göz attığımda, birkaç gün içinde neyle karşılaşacağımızı biliyordum. Nereden mi? ” Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban “ başlıklı araştırmanın özetlerinden… Özellikle de laftan: ” Başını örtenlerin oranı ne kadar arttı? “
Bu söze niye mim koydum?
Çünkü başka araştırmalar, başını örten kadın oranının, son 5 yıl içinde (az ya da çok) düştüğünü gösteriyordu…
Belli ki ” Tarhan Erdem yönetimindeki Konda ” artık bunun tersini iddia edecekti.
Pazar günü bir yemekte Prof. Mehmet Altan‘ı gördüm: “Ne yapmak istiyorlar” diye sordum. “Yeni bir furya başlatacaklar” dedi özetle.
‘Furyadan’ kasıt şuydu:
22 Temmuz seçimlerinde CHP ile MHP koalisyonuna oynayanlar hüsrana uğramıştı.
Ardından Abdullah Gül‘ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engellemeye çalışmış… Karalama, küçük düşürme derken, işi “çocuk kandırmaya” vardırmış, ” şövalyelik yapıp çekilmesini ” istemişlerdi. Ama başaramadılar.
Bunun üzerine ” algıya ” yönelik bir kampanya başlattılar.
Önce Prof. Şerif Mardin‘in bambaşka bir bağlamda ifade ettiği lafa takla attırarak, “Mahalle baskısı vaaar!” yaygarası kopardılar.
Bugüne kadar Hocanın, tek bir makalesini okumamış olanlar bile, ” Şerif Mardin’in dediği gibi mahalle baskısı var ” diye yazılar yazdı, ekranlarda uzman edasıyla konuştu. (Hesaplamışlar, 600‘ü aşkın köşe yazısında bu tabir yer almış.)
Kampanyanın ikinci ayağında da yine bir “lafa takla attırma” numarası vardı. ABD’nin eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke‘un bir sözünden hareketle ” Türkiye, Malezya olur mu ” tartışması yarattılar.
Bırakın ülkenin tarihini ve sosyal yapısını, Malezya’nın dünya üzerindeki yerini dahi bilmeyenler, ” Üç vakte kadar kesin Malezya gibi oluruz ” demeye başladı.
Eylül ortasından 12 Ekim’e dek süren Ramazan, hezeyanları daha da güçlendirmişti.
![]()
Derken PKK terörü tekrar başladı. Şehit sayısı aniden artmıştı. 20-21 Ekim’deki Dağlıca saldırısıyla gündem kökten değişti.
” Kürt sorunu, Kandil’e operasyon, Erdoğan-Bush görüşmesi, sıcak istihbarat ” derken din eksenli kampanyalar tesirini yitirdi.
Ancak günler geçtikçe Kuzey Irak‘a paldır küldür girilmeyeceği…
PKK‘nin tasfiye edileceği ortaya çıktı.
Ülke artık normale dönmeye başladığına göre kampanyaya devam edilebilirdi. Ama nasıl?
Ekstra enerji sarf ederek bahaneler yaratmaya gerek yoktu. Fırsat zaten orada duruyordu:
Hükümetin ve AKP‘nin, yeni anayasa ile üniversitelerde türbanı serbest bırakmak istediği iyice belirginleşmişti ya… O halde “din üzerinden” vurmaya devam edilebilirdi.
Şerif Mardin ve Richard Holbrooke’tan sonra sıra Tarhan Erdem’e gelmişti.
Bu kez o kullanılacaktı.
![]()
Ben kampanyaları başlatan ve sürdüren medya grubunun, patronun ekonomik çıkarları için bunu yaptığını ileri sürecek değilim.
Bunu ciddi biçimde iddia edenler var elbette. Doğrudur, yanlıştır; bilemem. Kimsenin de günahını almak istemem.
Ancak şuna eminim: Bu arkadaşların niyeti, Türkiye’nin sorunlarıyla ilgili bir gerçeği, araştırma yoluyla ortaya çıkarmak değil… Siyasiideolojik ortamı sürekli olarak gergin tutmak!
Bu yolda Tarhan Erdem’in nasıl kullanıldığını yarın anlatacağım. Belki farkında değil ama tek cümle yetti bunun için.
(SABAH)
‘Mağrur olma senden büyük var’
Posted by admin on Ara 3, 2007
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Adayı ve Samsun Milletvekili Haluk Koç, Trakya gezisi kapsamında bugün Çorlu’ya geldi. Koç, burada Deniz Baykal’ı eleştirdi.
İlk olarak CHP Çorlu İlçe Örgütü’nü ziyaret eden Koç, ardından Çorlu Ticaret ve Sanayi Odası’nın konferans salonunda partililerle bir araya geldi. Konuşmasına CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı eleştirerek başlayan Haluk Koç, Keşan ve Malkara’da yaptığı ziyaretlere yoğun katılımın olmasının ardından önlerinin kesilmeye çalışıldığını iddia etti.
Partinin genel merkezi tarafından Trakya bölgesindeki parti binalarının mümkün olduğunca kendisine kapalı tutulması yönünde talimat verildiğini öne süren Haluk Koç, “Tekrar halkla kucaklaşılsın, tekrar örgütün emeklerinin hakkı verilsin” dedi. DEVAMI
