CHP ve barolar da ‘ideolojisiz anayasa’ istemiş

Posted by admin on Tem 29, 2007
CHP ve barolar da ‘ideolojisiz anayasa’ istemiş
AK Parti’nin yeni milletvekillerinden Prof. Dr. Zafer Üskül’ün, Kemalizm ideolojisinin Anayasa’dan çıkarılması yönündeki açıklamasına başta CHP olmak üzere Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve bazı hukukçular tepki gösterdi.
Prof. Dr. Zafer Üskül

Ancak CHP ve TBB’nin daha önce bu teklifi destekledikleri ortaya çıktı. 2001 yılında anayasa hukukçusu Üskül ve CHP Parti Meclisi Üyesi Atilla Sav’ın bulunduğu bir komisyon tarafından TBB için anayasa taslağı hazırlanmıştı. Üskül’ün sözünü ettiği husus, bu taslakta yer aldı. CHP’den milletvekili ve belediye başkan adayı olan Üskül, aynı görüşleri TÜSİAD için hazırladığı raporda da dile getirmişti.

Türkiye Barolar Birliği, altı yıl önce ağırlıklı olarak sol görüşlü profesörlerden oluşan 11 kişilik bir komisyona anayasa taslağı hazırlattı. Taslakta 1982 Anayasası’nın başlangıç bölümünde vurgulanan Atatürk milliyetçiliğiyle ilgili bölümler yer almadı. Anayasa’nın 2. maddesindeki “Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan” ibaresine de yer verilmedi. Cumhurbaşkanının ve milletvekillerinin yeminiyle ilgili maddelerde yer alan “Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma” ibaresinin de TBB’nin Anayasa taslağında bulunmaması dikkat çekiyor. Anayasa taslağının başlangıç kısmında yer alan “Atatürk ilkelerine dayanan demokratik cumhuriyet” ifadesi dışında hiçbir maddede Atatürk ismi geçmiyor. TBB’nin kitaplaştırarak dağıttığı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Önerisi” adını taşıyan taslak, Prof. Dr. Üskül, eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden, CHP Parti Meclisi Üyesi Atilla Sav ve Cumhurbaşkanı DEVAMI


Bekir Coşkun, Bahçeli’ye İp’i sordu

Posted by admin on Tem 28, 2007

‘… MHP’nin cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’ye destek olmasını yadırgamamalıyız’ diyen Hürriyet yazarı Bekir Coşkun’un aklı Bahçeli’nin Erzurum’da Erdoğan’a attığı İp’te kaldı. DEVAMI


CHP yine aynı

Posted by admin on Tem 25, 2007

Sandıktan ders almayan CHP yine kendi bildiğini okuyor. DSP ile birleşmesine rağmen yine aynı oy bandında olan CHP , yine kendini başarılı görüyor.  Geçen aylarda Türkiyeyi kaosa sokan  gerilim ortamı yaratan CHP yine aynı düşünceye sahip.


Gazetecilere bu yazılarını kim hatırlatacak?

Posted by admin on Tem 25, 2007

* Osman Özsoy                                                                                 yazaramesaj@gmail.com

22 Temmuz seçimleri öncesinde yazdıkları yazılar ve ekranlarda yaptıkları yorumlarla, sandıktan çıkan sonuç arasında inanılmaz farklılıklar bulunan yazarlar şimdilerde ne yapıyorlar acaba? Mahcubiyet hissi ile yüzleri kızardı mı? Bu tür yazarlara bundan sonra ne yapmaları gerektiği konusunda yazının sonunda elbette bir tavsiyemiz olacak.İşin vahametini gösterme adına bu yazımızda sadece bir gazeteciden çarpıcı bir iki örnek vereceğiz. Kaldı ki bu durum, aşağıda bahsi geçecek yazar açısından üzerimize yüklenmiş özel bir görev aynı zamanda. Kendisi böyle bir şeyi istememiş olsaydı, biz de zahmet edip kalem oynatmazdık herhalde (!) Kısacası kıramadık kendisini… Fakat önce bir iki noktaya temas etmemiz gerekiyor.Birçok gazeteci sandıktan çıkacak muhtemel sonucu biliyordu da daha baştan böyle bir sonuç işlerine gelmediği için gerçeği özellikle mi saptırdılar, yoksa zaten hiçbir zaman Türk halkının toplumsal reflekslerini doğru dürüst okuyamamışlardı da, bu defa da aynı cehaletin kurbanı mı oldular? Tabi ki bunları bilemiyoruz. Fakat bildiğimiz bir şey var.Seçmenin mesajını sulandırmamak…22 Temmuzda alınan sonucu sadece partilerin oy oranı ve siyasi aktörler açısından değerlendirmek eksik olacağı gibi, ortaya çıkan fotoğrafa sadece siyasi zeminde yaşanacak olası gelişmelere odaklanarak bakmak da seçmenin verdiği mesajı sulandırmak olur. Bu seçimden çıkarılacak çok ders var.Gazeteci Hıncal Uluç dünkü yazısına, “Bu seçimin özeti iki cümledir… Recep Tayyip Erdoğan Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük seçim zaferini kazanmıştır” cümlesiyle başlamış. Oldukça iddialı bir tespitte bulunmuş. “Cumhuriyet tarihinin belki de en büyük seçim zaferi…” ifadesini sadece sandıktan birinci çıkan partinin aldığı oy sayısının izahı olarak düşünmek seçmenin verdiği mesajın değerini düşürür. Bu iddianın elbette sosyal ve siyasal hayata, askeri ve yargı boyutuna, hatta küresel gelişmelere vb. birçok yöne bakan boyutu olduğunda kuşku yok. Biz yazımızda bu ayrıntılara girmeyeceğiz.Üniversitede; seçim kampanyaları, kamuoyu araştırmaları, temel gazetecilik, iletişim ve ikna gibi başlıklar altında dersler veren bir iletişim profesörü olarak, daha önceki seçimlerin olduğu gibi 22 Temmuz seçimlerinin de birçok açıdan analizini içeren elbette bilimsel çalışmalar yapacak ve öğrencilere de tez konuları vereceğiz. Fakat üniversitelerin açılmasına 2 aydan fazla süre var. Dolayısıyla konu hazır taze iken, meraklı okuyucularımıza da bir çağrımız olsun. Aşağıda benim sadece bir yazısını hatırlattığım gazeteci örneğinde olduğu gibi, sizler de kendi tespit ettiğiniz yazarlardan yola çıkarak konuya katkıda bulunabilirsiniz. Gelelim örneğimize…Bu ne müthiş iddia böyle…Değişik medya kuruluşlarında çalıştıktan sonra şimdilerde Bugün gazetesinde köşe yazarlığı yapan Hakan Aygün tam da seçim haftasında oldukça iddialı birkaç yazı yazdı. Bu yazılardan birinin başlığını da “Kesip saklayın” koydu. E, meslek dayanışması, biz de kesip sakladık haliyle…Hakan Aygün 19 Temmuz tarihli bu yazısının sonlarına doğru Ve şimdi diyorum ki;” ara başlığıyla öngörülerini sıraladı. Mesela bunlardan bazılarında; Yüzde 99 olasılıkla, 22 Temmuz’da hiçbir parti tek başına iktidara gelemez! AKP’nin yüzde 40 oyla tek başına iktidarı yüzde 1′lik sürprizdir! DTP’nin desteği olmadan bir koalisyon kurulması imkânsız olacaktır. Yani “tıkanmış bir Meclis tablosu”yla karşı karşıya kalacağız” dedikten sonra “Bu yazımı da kesip bir yere saklayın, 23 Temmuz’da hesaplaşalım!” demiş. Hakan Aygün yazısını, “23 Temmuz’da hesaplaşalım!”  cümlesiyle bitirmiş ama kendinden (veya haber kaynaklarından) o kadar emin olmalı ki, hızını alamamış, bir gün sonraki yazısına da “23 Temmuz sabahı Baykal Başbakan” başlığını koymuş. Yani ülkenin başbakanını daha seçim yapılmadan ilan etmiş.Hakan Aygün yazısına; “23 Temmuz sabahı Türkiye Baykal’ın Başbakanlığıyla uyanacak. Hemen belirtelim, sonuçlar 22 Temmuz gecesi netleşmeyecek. Ağar’ın DP’si barajın altında kalabilirmiş gibi görünecek, ancak pazarı pazartesiye bağlayan gecenin sabahında kırsaldan gelen oylarla DP’nin barajı aştığına artık emin olacağız. Ve tabii AKP’nin tek başına iktidarı yakalayamadığını da, pazartesi sabahı göreceğiz.Hakan Aygün şöyle bitirmiş yazısını; “Tahminimi ilan ediyorum: 40 yıldır olamadığı için oy verenleri dâhil çoğunluğun yine Başbakan olamaz sandığı Baykal, 23 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyeti’nin 60′ıncı Başbakanı olarak şimdiden hayırlı olsun!”Hakan Aygün’ün medyumlara taş çıkartan iddialarından bazıları işte böyle…Netice-i kelama gelince…Seçimlerde başarısız olan siyasetçilerin görevi bırakmalarını bekleriz de, tüm yorumlarında ıskalayan, içinde yaşadığı toplumu hiçbir zaman doğru okumayı başaramamış, hatta yanlış yönlendirmelerle ülkenin toplumsal risk payını artırmış medya mensuplarının kalemini ve mikrofonunu bırakmaları konusunda toplumsal hassasiyet oluşturamıyoruz acaba? Tıpkı seçmenin sandıkta köhnemiş siyaset anlayışına amiyane tabirle “artık yemezler” mesajı vermesi gibi, sürekli hata yapan, yani defolu haber ve yorum üreten medya mensupları konusunda okur ve izleyici duruşu sergilemiyoruz acaba? Ekranlarda olayların perde arkası yorumlarıyla dikkatleri üzerine çeken ve köşe yazıları yazan Erol Mütercimler, 22 Temmuz konusunda çuvalladığını itiraf ettiği yazısında; “Evet, kabul ediyorum. Ben kaybettim. Ancak, işin tuhaf tarafı bu yaşa geldim, nedense hep kaybeden tarafında oldum. Neden, hiç kazananların yanında yer alamıyorum? Bu denli becerikli olamadım! Bu yaştan sonra da olmaz ki, kardeşim!” satırlarına yer vermiş.Baskıda veya program yayınında sürekli hata yapan teknik elemanı bünyesinde tutmak istemeyen medya patronları, neden acaba, haber ve yorumlarında hiç isabet tutturamayan medya mensuplarına sonuna kadar kol kanat gererler ve hiçbir şey olmamış gibi okuyucu ve izleyiciyi yanlış yönlendirmelerine göz yummaya devam ederler ki? Bilen var mı?Sadece siyasete çeki düzen verilmesi ülkenin önünü aydınlatır mı? Spordan sanata, medyadan üniversitelerin vb. kurumların içinde bulunduğu duruma kadar hemen her alanda bir özeleştiri zamanı gelmedi mi?

Seçmen size daha ne desin?


KONDA: AK Parti herkesin partisi

Posted by admin on Tem 25, 2007

Seçim sonuçlarını en yakın tahmin eden Tarhan Erdem yönetimindeki araştırma şirketi KONDA, seçmenin yaş-cinsiyet-eğitim ve gelir grubuna göre tercihlerine bakıldığında, AK Parti’nin her kesimden oy aldığını açıkladı. DEVAMI